Archive for Temmuz 2018

SON DAKİKA: Güldür Güldür Show Bitti Mi

Güldür Güldür Show bitti mi?

En Son Haberler: Show TV’de ekrana gelen Güldür Güldür Show’un bittiği iddiasına Ali Sunal’dan yanıt geldi. Ali Sunal, Güldür Güldür Show’un yeni sezon yayın tarihini açıklayarak, ‘Dinlenmiş, yenilenmiş bir şekilde devam’ dedi.

Güldür Güldür Show’un yeni sezonu yayınlanacak mı? Ali Sunal Güldür Güldür Show için açıklama yaptı.

Son olarak İrem Sak’ın ayrıldığı programın yeni bölümleri Eylül ayında ekrana gelmeyecek. Ancak yeni oyuncularla birlikte Güldür Güldür Show, Ocak 2019’da yeniden yayınlanmaya başlayacak. Ali Sunal sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada iddialara son noktayı koydu. Ali Sunal, ‘Herkese ilgisi için teşekkür ederiz. Güldür Güldür Show dinlenmiş yenilenmiş bir şekilde en geç Ocak ayında bomba gibi devam edecek. Bizim dışımızda çıkan haberlere itibar etmeyin lütfen.

(mynet)

SON DAKİKA: Kedicikler Neler Yapmış Neler Ürküten Ayrıntı

Kedicikler neler yapmış neler! Ürküten ayrıntı

En Son Haberler: Adnan Oktar’ın çift tabancalı kediciklerine Kandilli’deki operasyonda polise ateş açan Mert Sucu tarafından poligonda silah eğitimi verildiği ortaya çıktı.

Adnan Oktar ve grubuna yönelik düzenlenen operasyonun ardından soruşturma çok yönlü olarak sürdürülüyor. Düzenlenen baskınlarda 77 silah, 23 tüfek ve bir çok fişek ele geçirilirken Adnan Oktar’ın bir çok kediciğinin çift silah taşıdığı ortaya çıkmıştı.

KEDİCİKLER POLİGONDA

Habertürk’ten Mustafa Şekeroğlu’nun haberine göre;çift tabanca taşıyan kediciklerin silahı kullanıp kullanmadığı merak konusu olmuştu. İddialara göre kediciklere silah kullanma ve ateş etme eğitimi veriliyor. Kediciklerin silah eğitim sorumlusunun Kandilli’deki villaya yapılan baskında polise ateş açan Mert Sucu olduğu öğrenildi. Polis tarafından etkisiz hale getirilerek yakalanan Oktar’ın müridi Mert Sucu’nun kedicikleri poligonlara götürüp ateş talimi yaptırdığı ortaya çıktı.

GÜVEN KAZANINCA İKİNCİ SİLAH

İddialara göre silah eğitimi verilen kediciklere önce sorumluları tarafından bir silah veriliyor. Örgüt içinde güven kazanan tek tabancalı kedicik daha sonra ikinci silahı taşımaya başlıyor. Örgüt içinde kaçmayı düşünen diğer kızlar üzerinde korku ve caydırılık etkisi yaratmak için güven kazanan kediciklere çift tabanca verildiği belirtildi.(mynet)

SON DAKİKA: Gökhan Özoğuz Tekkeye Yakın Aldığı Evini Satıyor

En Son Haberler: Gökhan Özoğuz, Karagümrük’ten aldığı villasını satışa çıkardı. Etrafı ağaçlarla çevrili, özel garajı bulunan villası için 3 milyon TL isteyen şarkıcı, alıcı bulamazsa evi kiraya verecek

Fatih Karagümrük’teki Nurettin Cerrahi Tekkesi’ne yakınlığıyla bilinen Gökhan Özoğuz, 2014 yılında bu semtte üç katlı bir ev almıştı. Cadde’den Seçkin Şenvadar’ın haberine göre, şarkıcı, tekkenin hemen arka sokağında bulunan metruk yapı için 700 bin TL harcamıştı.

Uzun süre tadilatta kalan 300 metrekarelik bina, baştan aşağıya yenilenmişti.

Özoğuz, villaya dönüşen evinde, sohbetlere katılmak isteyen dostlarını ağırlıyordu.

Hem yatırım yapan hem de manevi olarak tekkeye yakın yaşamak isteyen şarkıcının, artık semte uğramadığı öğrenildi. Bir emlak şirketiyle temasa geçen Özoğuz, villasını satışa çıkardı.

Şarkıcının etrafı ağaçlarla çevrili, özel garajı bulunan bina için 3 milyon TL istediği, alıcı çıkmazsa, kiralamayı düşündüğü iddia edildi. Özoğuz’un, evini satmak istemesinin nedeninin, hakkında çıkan tarikat haberleri olduğu söyleniyor.(mynet)

SON DAKİKA: Ekonomist Murat Muratoğlu Esas Patlama Ağustos Sonunda Yaşanacak

Ekonomist Murat Muratoğlu: Esas patlama ağustos sonunda yaşanacak

En Son Haberler: Ekonomist Murat Muratoğlu, Türkiye’nin mevcut yönetim anlayışıyla ekonomide düze çıkmasının mümkün olmadığını belirterek, “Türkiyenin geleceği Endonezya” dedi. Muratoğlu, ekonomideki asıl patlamanın da ağustos sonunda yaşanacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, başkanlık sistemi ile Türkiye ekonomisinin şahlanarak dünyanın sayılı büyük ekonomileri arasına gireceğini söylemişti. Erdoğan’a göre eski, çift başlı parlamenter sistem, bu şahlanışın önündeki tek engeldi. Bugünse önünde bir engel bulunmuyor. Peki, Erdoğan ekonomik hedeflerine ulaşabilecek mi? Türkiye ekonomisi şaha kalkacak mı? İşsizlik azalacak, enflasyon çift hanelerden kurtarılabilecek mi?

Diken’den Minez Bayülgen bu soruları, Sözcü gazetesi yazarı ekonomist Murat Muratoğlu’na sordu:

İktidar, 24 Haziran seçimlerinden önce 2023 hedeflerini anlattı, başkanlık sistemiyle Türkiye’yi dünyanın en güçlü 10 ekonomisi arasına sokma vaadinde bulundu ve seçmenden istikrar için oy istedi. Seçimi de kazandı. Dünyanın sayılı ekonomilerinden biri olmamıza ne kadar kaldı?

Hiçbir zaman dünyanın sayılı ekonomilerinden biri olamayacağız. Bu kötü yönetimle hiçbir hedefe ulaşamayız.

‘Dış güç yok, kötü iç yönetim var’
İşsizliğin azalacağına ve zenginleşeceklerine inanarak iktidara oy veren seçmen, neden Türkiye ekonomisinin iyileşeceğini düşünüyor?

İyileşeceğini düşünüyorlar çünkü bu ülkede insanlar, dış güçlere karşı savaş yürütüldüğüne inanıyor. Bu savaşın sonunda da fakirleşmeyi kabul ediyorlar. Kısacası olmayan bir düşman yaratılıyor. Halka “Savaş ortamındayız, bazı şeylere katlanmak ve fedakarlık yapmak zorundayız” deniyor.

Türkiye, ‘cari açık’, ‘işsizlik’, ‘enflasyon’, ‘yerli paranın değer kaybı’, ‘özel sektörün dış borcu’ gibi göstergelerde dünya rekorları kırıyor. Bunların üzeri nasıl örtülecek? Yeni düşmanlar mı yaratılacak?

Düşmanın kim olacağı konusunda kafamız hep karışıktır bizim. Önce düşman deniyor sonra da ABD Başkanı Trump ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile el ele pozlar veriliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan oturdu Merkel ile de görüştü. Anlayacağınız ortada düşman falan yok. İş bilmez, öngörüden yoksun çok kötü bir yönetim var.

‘Kapalı ekonomiyle Türkiye intihar eder’

Peki, iktidarın hala ekonomiyi düzeltme şansı var mı?

Yok. Hatta önümüzdeki üç yıl işler çok daha kötüye gidecek, herkes bunu yaşayarak görecek.

Son günlerde piyasalarda ürkütücü söylemler dolanıyor. Vatandaşın bankalardaki döviz hesaplarının TL’ye çevrileceği, bundan böyle döviz alışverişinin devletin onayına tabi olacağı ve sabit kur rejimine dönüleceği gibi… Tüm bu söylentiler bize Özal öncesi Türkiye’yi hatırlatıyor. Sizce Türkiye kapalı bir ekonomi ile yönetilebilir mi?

Bunlar söylentiden öteye gidemez.

Niye?

Türkiye kapalı bir ekonomi ile yönetilemez. Bu, “Türkiye intihar edecek” demekle aynı şeydir. Bir kere bunlar işe yaracak tedbirler değil. Hadi Merkez Bankası dövizlere el koydu diyelim. Ne işine yaracak? Özel sektörün 240 milyar dolar civarında dış borcu var. Sen bu adamların dövizlerine el koyarsan, bunlar yurt dışına borçlarını nasıl ödeyecek?

‘Damadı duyunca nasıl kaçacaklarını şaşırdılar

Yabancı yatırımcı Türkiye’den neden ayrılıyor?

Seçim, bunun sebeplerinden biri. Seçimden sonra “Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak kim” diye sordular… Sonra da bir ay önce İngiltere’de “Merkez Bankası bağımsız olmamalı; enflasyon sebep değil faizin neticesidir” diyen cumhurbaşkanının damadı olduğu yanıtını aldılar. Bu yanıt üzerine tüyleri diken diken oldu, Türkiye’den nasıl kaçacaklarını şaşırdılar.

‘Sermayenin Türkiye’den hızlı kaçışı sürecek’

Sizce bu ‘Türkiye’den kaçış’ devam edecek mi?

Tabii ki devam edecek. Bakın, bu sene Türkiye’ye giren sıcak para geçen yıla göre yüzde 97.7 oranında azalmış. Bu, hazirana kadarki rakam. Şimdi haziran ve temmuz ayları tamamen satışa döndü. Bu, Türkiye’den sıcak paranın çıkacağı anlamına geliyor.

‘Türkiye çok ucuz ama yabancı yatırımcılar korkuyor’
Neden gidiyorlar? Yabancılar için şu an Türkiye’de döviz almak, borsada olmak çok karlı değil mi?

Borsa, dolar bazında iki sentin aldında. Çok ucuz. Türkiye’ye bir dolar soksa, karşılığında 4.80 lira para alır. Yine de Türkiye’ye girmeyi bırakın, kaçıyorlar. Demek ki olay sadece ekonomik değil. Yatırımcıların başka korkuları da var.

‘OHAL’in kalkmasıyla sorun çözülmez’

18 Temmuz’da OHAL kalkıyor. Yüksek cari açık, enflasyon, dolardaki dalgalanma, işsizlikte artış gibi sorunlar OHAL’in son bulmasıyla çözülür mü?

Çözülmez. Bakın, biz yabancıların korkularını gideremiyoruz. Yabancılar hala 15 Temmuz olayını anlayamadı; biz de onlara anlatamadık. Onlara göre hala delil yok. Böyle olunca, darbe girişiminin arkasından ilan ettiğimiz OHAL’i de anlatamadık. OHAL’de insanların işten çıkarılmasını, şirketlere el konmasını da bir türlü izah edemedik. Üstüne üstlük Erdoğan, görevi damadına veriyor. Bu ülkeye hangi yatırımcı yatırım yapabilir ki?

Uluslararası piyasalar, yabancı yatırımcılar, Türkiye’nin yeni yönetiminin ilk kabinesini nasıl buldu?

Yeni kabine açıklanır açıklanmaz, doların bir anda fırlamasıyla piyasanın tepkisini gördük. Bankalardan bir örnek vereyim size… İtalya’da da bankaların borcu çok. Yüzde 17-18 batık kredileri var. Ama ne yapıyor İtalyanlar? Basını çağırıp, “Kardeşim bizim yüzde 18 batığımız var ama bir planımız da var. Zararlarımızı şu şu şekilde azalatacağız” diyorlar.

‘Ekonomi nasıl kurtarılacak? Ortada plan yok’

Türkiye’deki yetkililer ne diyor, ne yapıyor?

Biz daha bankaların batık kredileri olduğunu kabul etmiyoruz. İkincisi, bizim bir ekonomi planımız da yok.

‘Türkiye zombi şirketlerle dolu’

Plan mı yok?

Evet plan yok. Ne yapılacak, ekonomi nasıl kurtarılacak kimse bilmiyor. “Merkez Bankası başkanının görev süresini dört yıla indirdik” diyorlar. E, bütün planın bu mu? Başka bir şey yok mu? O kadar çok zombi şirket var ki…

‘OHAL kalkacak, şirketler sapır sapır batacak’

Zombi şirket nedir?

Yaşayan ölü şirketlerden söz ediyorum. OHAL’den sonra çok sayıda şirket sapır sapır batacak. Enerji şirketleri, hastaneler vs… İnşaat şirketleri zaten rahmet okutulucak durumda.

Peki, bu şirketlere kredi imkanı tanıyan bankalar ne olacak? Bankaların durumu nasıl?

Bankaların, hükümetin emrinde hareket etmesi çok ciddi zararlara yol açtı. Kamu bankalarındaki batık bilinmiyor bile. “Bankalarda bir terslik olur mu?” sorusunu geçen yıl sorsaydınız, “Kesinlikle olmaz” diyebilirdim ama şimdi hiç emin değilim.

‘Bu kriz devletin değil, vatandaşın ve şirketlerin krizi’

Siz, “2001 krizi hiçbir şeydi, asıl krizi görmedik” demiştiniz. Önümüzde 2001’dekinden ne kadar farklı bir kriz var?

2001 krizi, devlet ve bankalar kriziydi. Ancak vatandaşın ve şirketlerin o zaman neredeyse hiç borcu yoktu. Şu anda vatandaşın borcu yüzde 55 civarında. Devletin kamu borcu çok değil çünkü devlet kendisi yerine özel sektörü borçlandırdı. Yani devlet vatandaşını borçlandırdı. Haliyle bu kez şirketler batacak. Vatandaş borçlarını ödeyemeyecek. Önümüzdeki krizi halk, iliklerine kadar hissedecek.

Ekonomistler aylardır Türkiye ekonomisi hakkında uyarılar yapıyor. Seçim sürecinde de vatandaşın en büyük şikayeti ekonomi oldu ancak ekonomiyi yine de mevcut iktidara teslim etti. Hane halkına Ekonomik kriz tam anlamıyla yansımadı mı?

Tam olarak yansımadı. Şu anda büyük şirketler işe devam ediyor ve işten çıkarmalar ciddi boyutta değil. Vatandaş işsiz kalmaya başladığı zaman krizi anlayacak. Bir de tabii nüfusun çok ciddi bir bölümü devletten yardım alıyor.

‘Büyük kentler kaybedilirse başkanlığın anlamı kalmaz’
Devletten yardım alanların sayısını biliyor muyuz?

Net rakamı çıkarmak kolay değil çünkü yardımlar ayrı ayrı kalemlerden dağıtılıyor. Yani belediyeler ayrı, hükümete yakın STK’lar ayrı, devlet ayrı yardım yapıyor. Parti kolları bile kendileri yardım yapıyor.

Bu yardımlar hala yapılabilir mi?

Devam edilebilir ama bu yardımlar artırılamaz. Emeklilere verilen biner lira kulağa çok güzel geliyor ama bu ekonomide olacak iş değil. Ancak devam etmek zorundalar çünkü Mart 2019’da yerel seçimler var. Yerel seçimlerde büyük/kilit illeri kaybederseniz, başkanlığınızın da yönetiminizin de bir anlamı kalmaz.

‘Bedelli askerlik imar affı derken piyasa iyice daralacak’
Ekonomik krizin yerel seçimlere kadar hane halkına yansımaması için neler yapabilirler?

Benzine zam yapılması gerekiyordu, sabit tutuldu. Bedelli askerlik çıkacak ve oradan para alacaklar. İmar affından 50 milyar civarında çok ciddi paralar bekleniyor. 50 milyar lirayı vatandaştan alacaksın, tamam da elindeki parayı sana veren vatandaş artık para harcayamayacak. Dolayısıyla piyasada daralma yaşanacak.

İmar affı ve bedelli askerlikten gelen paralar nasıl değerlendirilecek?

Sorun orada işte. Buralardan gelecek parayı Kanal İstanbul’a falan gömerlerse geçmiş olsun. Ortada bir ekonomi planı olsa, oturup madde madde eleştiririz ama ortada bir de şey yok.

‘Türkiye için artık çok geç’
Peki, dolardaki dalgalanma ne olacak?

Dünya öylesine ters bir rüzgara giriyor ki… Doların dalgalanması yüzünden salt Türkiye’yi suçlayamayız. Lakin Türkiye bundan sonra çok doğru politikalar da izlese artık çok geç, bu ülke büyük yara alacak.

‘Türkiyenin geleceği Endonezya’
Niye çok geç?

Bugüne göz göre göre geldik. İktidarın yapabileceği hiçbir şey kalmadı. Merak edenler açıp baksın, Endonezya Türkiye’nin geleceğidir. İkisinin ekonomisi de aynı.

Son seçenek olarak elimizde IMF programını uygulamak mı var? IMF’nin Türkiye ajandası hazır mı?

IMF, Türkiye’yi ajandasına aldı. IMF, her ülke hakkında rapor yazar ama Türkiye’ye bakınca adamların gözleri fal taşı gibi açılıyor. “Türkiye belli ki bize gelecek” demeye ve şimdiden hazırlık yapmaya başladılar bile. Yalnız, IMF’ye nasıl gideceğiz? İşte bu konuda kafamda soru işaretleri var.

Neden?

Yıllardır “IMF şöyle zavallı; bizden borç istediler” falan dedik… Bunca lafın ardından IMF’ye gitmek, siyasi intihar olur. Şu an IMF’ye koşarak gittiğimizin görüntüsünü veriyoruz, evet. Ancak bu kadar arkasından konuşup gitmelerini beklemiyorum. “Batarız, gerekirse taş yeriz, yine de IMF’ye gitmeyiz” denir herhalde.

‘Seçimi Erdoğan’ın kazanmasına sevindim’

Türkiye’yi yakından bilen isimlerden Nobel Ödüllü iktisatçı Paul Krugman, Türkiye ekonomisinin esas sorununu şöyle özetledi: Özel sektörün yüksek döviz borçları. Krugman’ın işaret ettiği özel sektör borçları nasıl ödenecek?

Özel sektörü devlet borçlandırdı, canımız çok yanacak. Peki, özel sektör bu parayı ne yaptı? Gitti kredi aldı ve betona gömdü. Yani geri dönüşümü olmayan yatırımlar yapıldı. Tarım yok, üretim yok, hizmet sektörü çok zayıf. Neyi toparlayacaksın bu saatten sonra?

Vergilerle toparlanabilir mi?

Vatandaştan vergi de toplayamıyorlar ki… Kimse KDV’sini ödeyemiyor. O yüzden iki yılda bir af getirip, oradan para bekliyorlar. Daha fazla sistemsiz bir şekilde devam edemeyeceklerini görecekler. Zaten seçimleri Erdoğan’ın kazanmasına en sevindiğim nokta da bu.

Neden kazanmasına sevindiniz?

Buraya kadar o getirdi. Hep “Ekonomi ekonomi” dedi. Bugünden itibaren beş yıl boyunca çok acı çekecek. Evet, biz de çekeceğiz. İsterse Nobel Ödüllü iktisatçı Krugman gelsin yine kimse toplayamaz çünkü dünyada da hikaye değişti.

‘Yerli sermaye İsviçre, Malta, İngiltere’ye gidiyor’

Dünyadaki ekonomik değişimi biraz daha açar mısınız? Bu değişimden Türkiye ne yönde etkilenecek?

Dünya koşa koşa likidite daralmasına gidiyor. Bu daralma, bizim de içinde yer aldığımız gelişmekte olan ülkeler için likidite krizi anlamını taşıyor. Türkiye’den sadece yabancı değil, çok ciddi bir yerli çıkışı, para kaçırılma da var. İsviçre, Malta, İngiltere’ye çok ciddi yerli çıkışları duyuyoruz. Hatırlarsınız, Erdoğan da yurt dışına para çıkaranları uyarmıştı.

Yerli sermaye çıkışı ne zaman başladı? Devam etmesini bekliyor musunuz?

Geçen yıl başladı, çıkmaya da devam edecek. Türkiye’de yapılandırma isteyen şirketlerin çoğu, parayı yeniden Türkiye’ye getirmemek için istiyor. Paraları olmadığından ya da kredileri ödeyemediğinden değil. Özel sektör bu kredilerin altından kalkamaz.

‘İki yıl içinde şirketlerin yarısı batacak’

Peki ne olacak o halde?

Çoğu batacak. En fazla iki yıl içinde bu şirketlerin yarısı temizlenecek. Bu iyi bir şey mi? Mecburen evet çünkü çürük elmalar temizlenecek. Resesyon durgunluk demek. Kötü bir şey değil. Ama durgunlukla birlikte enflasyon olunca, işte o fena. Enflasyonu durdurmak için de durgunluğa girmek gerekiyor. Enflasyon düşmeden faiz düşemez. Resesyona girince bunlar yavaş yavaş kontrol altına alınabilir.

‘Düşmanlar yaratılacak, ‘Savaş ekonomisindeyiz’ denecek’
Bu anlattığınız planı iktidar uygulamaz mı?

Uygulamaz çünkü önünde yerel seçimler var.

Peki, beş yılı garantileyen iktidar bu göstergelerle beş yılı çıkarabilir mi, yoksa erken genel seçim mi yapılır?

Beş yılı götürebilirler. Dünyadaki örneklerine bakalım… Yunanistan da büyük bir ekonomik krize girmişti. Maaşlar ödenemedi. Venezüela’da halk aç ama başkan aynı, değişmiyor. Böyle böyle gidersin ama halkın büyük bir sefalet yaşar. Halk da yavaş yavaş bunu hissedecek. Tabii burada önemli olan az evvel anlattığım gibi “Savaş ekonomisindeyiz” diyerek bir düşman yaratmak.

‘Esas patlama ağustos sonunda yaşanacak’

Dünya piyasaları Berat Albayrak’ın Maliye ve Hazine Bakanı olmasını pek hoş karşılamadı. Piyasalar, onaylamadığı ve güvenmediği isimlere tepkisini nasıl gösterir?

Böyle gösterir işte. Bir haftadır borsadaki, bonolardaki satışı görüyoruz. Esas hikaye ağustos sonunda patlayacak çünkü fon çıkışlarını bir bir izleyeceğiz. Albayrak, “Bağımsız Merkez Bankası” dedi ama buna kimse inanmıyor. Merkez Bankası’nın başındaki kişinin ekonomi eğitimi bile yok. Merkez Bankası’nın başına Fatih Terim’i getirseydiniz daha iyi yönetirdi.

Yeni Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın da bir iki hafta içinde İngiltere’ye gideceği söylentiler arasında…

İki hafta çok geç, yarın atlayıp gitmesi lazım. Bir an evvel kendisini, planlarını anlatması lazım. Ama neden gidemiyor? Ortada plan yok. O da ne yapacağını bilmiyor. Biri bana Türkiye’nin ekonomi planını anlatsın. Yabancı bankaların raporları o kadar fena ki. Böylesini hayatımda görmedim.

Ne yazıyor o raporlarda?

“Arkanıza bakmadan kaçın” yazıyor. “No matter price” yani fiyatın önemi yok, “Bir önce çıkın” uyarısıyla karşılaştığım raporları okuyacağım aklıma gelmezdi. Böyle raporlarda genelde “3,80’e gelirse al, şu kadar olduğunda sat” gibi tavsiyeler vardır. Yatırımcılara “Fiyatın önemi yok, hemen çık” tavsiyesi inanılmaz bir durum.

Türkiye’nin milyonerleri Ferit Şahenk, Ali Ağaoğlu gibi isimler tedbirler alırken, orta halli vatandaş ne yapacak, ona kim yardım edecek?

Orta halli vatandaşın işi varsa öpsün başına koysun. Patronuna iyi davransın, işten çıkmasın. Çok yakında işsizlik çok hızlı artmaya başlayacak.

‘Suriyelilere para harcanmadı’

Araştırmaların çoğu vatandaşın Suriyeli sığınmacılardan büyük rahatsızlık duyduğunu ortaya koyuyor. AB ile yapılan mülteci anlaşması kapsamında Türkiye’ye 3 milyar avro ödenmesine karar verildi. Bu miktar üç buçuk milyon kayıtlı Suriyeli sığınmacının masrafını karşılamaya yeter mi? Yoksa Türkiye ekonomisine bir yük mü?

Bu yardımlar faturalıdır. “Biz Suriyelilere şunları şunları harcadık” dersiniz, faturayı gösterirsiniz. Avrupalılar da biraz daha saf insanlardır, faturanın doğruluğuna çok bakmazlar, ödemelerini yaparlar. Bugüne dek Suriyeliler için 35-40 milyar dolar olarak telaffuz ediliyor. Suriyelilere eğer 5 milyar dolar harcanmışsa ben hiçbir şey bilmiyorum. Suriyelilere para falan harcanmadı.

Anlamadım… Bu paralara ne oldu o zaman?

Bence bütçede nereye harcandığı açıklanamayan paralar, “Suriyelilere harcandı” diyerek onların üzerine yıkıldı. Suriyelilerin 40 milyar dolar harcanmış bir hali var mı Allah aşkına? Adamlar sürünüyor. İşe giriyorlar, üç kuruşa çalıştırılıyorlar.(CUMHURİYET)

SON DAKİKA: Halk Tv Yayın Konseyi Kuruldu

Halk TV Yayın Konseyi kuruldu

En Son Haberler: Halk TV: Yarım asırlık bir yayıncılık döneyimine sahip bulunan, kamuoyu araştırmalarında yıllardır ülkemizin en güvenilir kişisi seçilen ve Halk TV’de Halk Arenası programını başarıyla hazırlayıp sunan Uğur Dündar’ın başkanlığını yapacağı bir Yayın Konseyi kurulması kararı alındı.

Halk TV’den yapılan açıklamada; kurumsallaşma yolunda önemli bir adım atıldığı hatırlatıralarak duayen gazeteci Uğur Dündar’ın başkanlığını yapacağı bir Yayın Konseyi kurulduğu duyuruldu.

Yapılan açıklamada “Uğur Dündar’ın medya dünyamızın saygın isimleriyle birlikte oluşturacağı Yayın Konseyi, Halk TV’nin bağımsızlığını korumasını ve evrensel meslek ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalarak toplumun gerçekleri öğrenme hakkına hizmet etmesini sürekli kılacak kararları alıp, sonbahardaki yeni yayın dönemi öncesinde hayata geçirecek.
Yeni dönemde Halk TV tarafsız duruş sergilemeye özen gösterecek, gerçek dışılık üzerine eleştiri ve muhalefet anlayışına ekranında yer vermeyecek.

Halk TV Cumhuriyet’e, Atatürk ilkelerine ve çağdaş demokratik hukuk devleti anlayışına bağlılıktan ödün vermeyeceği gibi, ülkemizin geleceği için büyük tehdit oluşturan FETÖ, PKK ve diğer tüm terör örgütleriyle mücadelenin hep destekçisi olacak. Halk TV’nin bugünlere gelmesinde büyük emekleri olan başarılı Genel Müdürü Şaban Sevinç ve ekibi görevlerine devam edecekler. Yaklaşık 5 yıldır hiçbir maddi karşılık beklemeksizin Halk TV’ye ve toplumun haber alma hakkına hizmet sunan, yeni görevini de aynı anlayışla sürdürecek olan duayen televizyoncu Uğur Dündar’a ve oluşturacğı Yayın Konseyi’ne başarılar diliyor,kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.” denildi.(SÖZCÜ)

SON DAKİKA: Sinem Gedik Elimde Mustafanın Uygunsuz Görüntüleri

Sinem Gedik: Elimde Mustafa’nın uygunsuz görüntüleri…

En Son Haberler: Şarkıcı Mustafa Ceceli’nin eski eşi Sinem Gedik ile şarkıcı İntizar’ın ilişkisi olduğuna dair görüntüler mahkeme dosyasına konulmuş, ardından da internette dolaşıma sokulmuştu.

Görüntüleri Ceceli’nin yaydığı iddiaları nedeniyle ünlü şarkıcı tepkilerin odağındaydı. Bugün başka bir iddia ortalığı karıştırdı. Sinem Gedik’in elinde eski eşi Mustafa Ceceli’ye ait uygunsuz görüntüler olduğu haberleri sosyal medyada büyük bir hızla yayılmaya başladı.

Bu haberler üzerine Sinem Gedik avukatı aracılığıyla bir açıklama yaptı:

BASIN YAYIN ORGANLARININ VE KAMUOYUNUN DİKKATİNE

Bir kısım medyada yer alan, müvekkilim “Sinem Gedik’in elinde eski eşinin uygunsuz görüntülerinin olduğu” yönündeki haberler kesinlikle doğru değildir.
Bu ve yayın yasağı kapsamındaki diğer haberleri yapan yayın kuruluşlarının, daha önceki ihbarlarımıza uygun olarak söz konusu haberleri derhal kaldırmalarını, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağını bildiririz.
Sinem Gedik Vekili
Av. Eda Salman Bayraktar

Kaynak:Sözcü

SON DAKİKA: Chpde İmza Muamması Genel Merkez Farklı Rakam Verdi

CHP’de imza muamması: Genel Merkez farklı rakam verdi

En Son Haberler: CHP’de Muharrem İnce’nin ekibinden Gaye Usluer, kurultay için topladıkları imza sayısının 353 olduğunu duyurmuş, daha sonra yapılan açıklamada ise bu sayının 400’ü geçtiği belirtilmişti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Tuncay Özkan: “İllerden edindiğimiz bilgiye göre şimdiye kadar 120 delege noter kanalıyla olağanüstü kurultay için imza verdi.” açıklamasını yaptı.

CHP’li Özkan, Muharrem İnce’ye yakın isimlerin olağanüstü kurultay için noter tasdikli imza toplamalarına ilişkin, “Parti içi muhalefetin olağanüstü kurultay toplamak istemesi normal. Ancak yerel seçimler öncesinde bu tartışmaların yapılması doğru değil. Bizim illerden edindiğimiz bilgiye göre şimdiye kadar 120 delege noter kanalıyla olağanüstü kurultay için imza verdi” dedi.

Özkan, parti genel merkezinde gazetecilere yaptığı açıklamada, olağanüstü kurultay tartışmalarını değerlendirdi. Muharrem İnce’ye yakın isimlerin olağanüstü kurultay için noter tasdikli imza topladığını anımsatan Özkan, şu ifadeleri kullandı:

Tuncay Özkan: 120 imza toplandı

“Parti içi muhalefetin olağanüstü kurultay toplamak istemesi normal. Ancak yerel seçimler öncesinde bu tartışmaların yapılması doğru değil. Bizim illerden edindiğimiz bilgiye göre şimdiye kadar 120 delege noter kanalıyla olağanüstü kurultay için imza verdi. Ben kurultayın toplanacağına ihtimal vermiyorum. Yerel seçimlerin ardından olağan süreçte kurultay toplanarak değişime karar verebilir. Bu delegelerimizin takdiridir.”

CHP ‘nin İstanbul’u, Ankara’yı, Balıkesir’i, Antalya’yı ve diğer illeri alacak büyük heyecanla yeniden buluşturulması gerektiğini belirten Özkan, “İktidar oldun varsın, olamadın yoksun” diye bir anlayışı kabul edemeyeceklerini vurguladı.

Özkan, kurucu parti olan CHP ‘nin herkesin partisi olduğuna işaret ederek, “Hapsederek, adil olmayan seçimler yaparak, tek tek mücadele ederek ele geçiremedikleri partiye bir yeni bakış açısı kazandırmaya çalışıyorlar. Ve dışarıdan sürekli olarak ‘acı çekme’ kültürü üzerinden mesajlar veriyorlar. Bunlar bizim tabanımızda, yüreğimizde kabul edilebilir şeyler değil” dedi.

Haber görseli
Muhalifler imza sayısını açıkladı
“KILIÇDAROĞLU’NUN POLİTİKALARI DOĞRU”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve genel merkezin seçim sürecindeki politikalarını çok doğru bulduğunu dile getiren Özkan, Kılıçdaroğlu’nun “Millet İttifakı”nı kurduğunu, İYİ Parti’nin seçime girmesini sağladığını, seçim barajını yıkacak adımlar attığını hatırlattı.

Böylece Türkiye’nin iki partili yönetimden, parlamentoda çok partili anlayışın olduğu bir düzene geçtiğini belirten Özkan, İnce’nin Cumhurbaşkanı adayı gösterilmesinin de yerinde bir karar olduğunu söyledi.

Özkan, bu süreçte AKP’nin parlamentodaki çoğunluğunu kaybettiğini aktararak, “Bizim stratejik davranan bir seçmenimiz var ve oy dağılımımız ortada. Ben ortada vehamet arzedecek bir yenilgi görmüyorum. Tam tersine stratejik bakan CHP ‘nin Türkiye’de bir araya gelemez denilen insaları bir araya getirerek oluşturduğu Millet İttifakı’nın bundan sonra da Türkiye’nin önünü açacağına inanıyorum” ifadesini kullandı.

“BERBEROĞLU’NUN TAHLİYESİNİ BEKLİYORUZ”

İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutukluluğunun devam ettiğini anımsatan Özkan, yeniden milletvekili seçilen Berberoğlu’nun dokunulmazlığının bulunduğunu, bir saniye dahi cezaevinde tutulmasının doğru olmadığını bildirdi.

Bu konuyla ilgili Yargıtay’dan gelecek kararı beklediklerini belirten Özkan, “Biz, mutlaka Berberoğlu’nun yarınki duruşmada, hatta ondan önce tahliye edilmesini bekliyoruz. Berberoğlu’nun özgürlükle kucaklaşmasını istiyoruz. Bu hukuki bir zorunluluktur” dedi.

Özkan, Eren Erdem’in de tutuklu bulunduğuna da değinerek, bu durumların Türkiye’nin özgürlük ve adalet beklentilerini ortadan kaldırdığını kaydetti.(cumhuriyet.com.tr)

Rize Web Tasarım İlk Sayfa Seo Rize Günübirlik Tur